• https://www.facebook.com/bsgmedya@hotmail.com
  • https://www.twitter.com/bsgmedya@hotmail.com
Nihat KARALAR
bsgmedya@hotmail.com
‘HAZİRAN’DA ÖLMEK ZOR’ MU?
03/06/2016

NÂZIM HİKMET RAN  (15 Ocak 1902 – 3 Haziran 1963)

Türk şair, oyun yazarı, romancı ve anı yazarı. "Romantik komünist" ve "romantik devrimci" olarak tanımlanır.
Siyasi düşünceleri yüzünden defalarca tutuklanmış ve yetişkin yaşamının büyük bölümünü hapiste ya da sürgünde geçirmiştir.
Şiirleri elliden fazla dile çevrilmiş ve eserleri birçok ödül almıştır.Yasaklı olduğu yıllarda Orhan Selim, Ahmet Oğuz, Mümtaz Osman ve Ercüment Er adlarını da kullanmıştır.Türkiye'de serbest nazımın ilk uygulayıcısı ve çağdaş Türk şiirinin en önemli isimlerindendir. Uluslararası bir üne ulaşmıştır ve dünyada 20. yüzyılın en gözde şairleri arasında gösterilmektedir. Şiirleri yasaklanan ve yaşamı boyunca yazdıkları yüzünden 11 ayrı davadan yargılanan Nâzım Hikmet, İstanbul, Ankara, Çankırı ve Bursa cezaevlerinde 12 yılı aşkın süre yattı.
1951 yılında Türk vatandaşlığından çıkarıldı; ölümünden 46 yıl sonra, 5 Ocak 2009 tarihli Bakanlar Kurulu kararı ile bu işlem iptal edildi. Mezarı Moskova'da bulunmaktadır. (Basından)
**
BUGÜN 3 HAZİRAN…

***
“Ben bir insan, 
ben bir Türk şairi Nazım Hikmet 
ben tepeden tırnağa insan 
tepeden tırnağa kavga, hasret ve ümitten ibaret...”
diyen Nazım Usta’nın ve ‘Memleketim’ adlı şiirinde;


‘Dörtnala gelip Uzak Asya’dan
Akdeniz’e bir kısrak başı gibi uzanan
Bu memleket bizim.

***

Bilekler kan içinde, dişler kenetli, ayaklar çıplak
ve ipek bir halıya benzeyen toprak,
bu cehennem, bu cennet bizim.

***
Kapansın el kapıları, bir daha açılmasın,
yok edin insanın insana kulluğunu,
bu davet bizim..

***
Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür
ve bir orman gibi kardeşçesine
bu hasret bizim’
diyen ve 3 Haziran 1963 tarihinde vatanından çok uzaklarda yaşamını yitiren Büyük Ozan Nazım Hikmet RAN’ın aramızdan ayrılışının 53. yıldönümü..

Aslında Nazım Hikmet’i anlamak, anlatmak hiç de kolay değil! 
O’na dair,onun memleket kokan, sevda kokan, özgürlük kokan şiirlerini, hikâyelerini…
Türk Edebiyatı’ndan tutun, evrensel edebiyat ve sanat dünyasına verdiği katkıları anlatmaya, yazmaya kalksak, ne sayfalar alır, ne de zaman yeter..

Ve Büyük Ozan, bundan 53 yıl önce 3 Haziran 1963’de vatanına hasret kaldığı Moskova’da bu dünyaya elveda dedi..

Nazım Usta, Moskova’da bir sanatoryum’da tedavi gördüğü sırada yazdığı ‘Vasiyet’ adlı şiirinde adeta şöyle diyordu:

VASİYET..
‘Yoldaşlar, nasip olmazsa görmek o günü/ 
Ölürsem kurtuluştan önce yani
/ alıp götürün / 
Anadolu'da bir köy mezarlığına gömün beni/

Hasan beyin vurdurduğu /
Irgat Osman yatsın bir yanımda 
ve çavdarın dibinde toprağa çocuklayıp 
kırkı çıkmadan ölen şehit Ayşe öbür yanımda.

Traktörlerle türküler geçsin altbaşından mezarlığın, 
seher aydınlığında taze insan, yanık benzin kokusu, 
tarlalar orta malı, kanallarda su, 
ne kuraklık, ne candarma korkusu’ (27 Nisan 1953)
şiir uzayıp gidiyor.

***
Nazım Hikmet
demek, memleket demek..
Anadolu demek...
Dil, din, ırk, mezhep diye ayırmadan tüm dünya demektir.!

***
NAZIM’a dair çok şeyler söylendi, çok şeyler yazıldı..
Yüreğinde memleket özlemi ile yanıp tutuşan, vasiyetinde bile Anadolu’yu işaret eden Nazım Hikmet’i ‘vatan haini’ ilan etmekten bile geri kalmadılar..

Ve bugün insanlık, O’na bu yaftayı takanların isimlerini hatırlamazken, Nazım Hikmet’in ismi milyonların yüreğinde yaşıyor..

Kitapları, çevrildiği dünya dillerinde milyonlar tarafından okunmakta, şiirleri şarkı olup, aynı coşku ve heyecanla dinlenilmektedir..
***
Biliyorsunuz bu ülkede, önüne gelene ‘vatan hainliği’ yaftası yapıştırmak, ‘vatan hainliği’ ilesuçlamak o kadar kolay ki, pervasızca yapılabilmektedir.. 
Ve bu hastalık son günlerde yeniden hortladı.!
Mikrofonueline alan karşısındakini ‘vatan hainliği’ ile itham ediyor..
Dün Nazım Hikmet, ‘vatan haini’ydi!
Bugün ise neredeyse, herkes yani; onlar gibi düşünmeyen, onlar gibi yaşamayan, olaylara onlar gibi, onların gözüyle bakmayan herkes bir çırpıda vatan haini olabiliyor..

Aslında bugün aramızdan ayrılışının 53. yıldönümünde bir kez daha saygı ve şükranla andığımız Büyük Ozan, ta o günlerde kendisini ‘vatan hainliği’ ile suçlayanlara yazdığı, o çok bilinen ‘Vatan Haini’ adlı şiiriyle gereken yanıtı vermişti:
Bakın, Nazım Usta o şiirinde şöyle diyordu:

***
İşte, o şiirden bir bölüm:

"NÂZIM HİKMET VATAN HAİNLİĞİNE DEVAM EDİYOR HÂL”
Amerikan emperyalizminin yarı sömürgesiyiz, dedi Hikmet. 
Nâzım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ." 
Bir Ankara gazetesinde çıktı bunlar, üç sütun üstüne, kapkara haykıran puntolarla,  bir Ankara gazetesinde, fotoğrafı yanında Amiral Vilyamson'un 
66 santimetre karede gülüyor, ağzı kulaklarında, Amerikan amirali 
Amerika, bütçemize 120 milyon lira hibe etti, 120 milyon lira. 
"Amerikan emperyalizminin yarı sömürgesiyiz, dedi 
Nâzım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ."

***
Bugün 3 Haziran… 
Nazım Usta’sız geçen 53 yılın yıl dönümü..
Nazım’a dair çok şey yazıldı/ çizildi.. 
Ve yazılmaya çizilmeye de devam edecek..


Ve Bugün 3 Haziran.. 
Ve yazımızı; Ozan Hasan Hüseyin (Korkmazgil)’in Türk Edebiyatı’nın önemli isimlerinden Yazar Orhan Kemal'in ölümü üzerine ve ardı arkasına gelen Ahmed Arif ve Nazım Hikmet
ölümleriyle üç büyük usta anısına yazdığı, 
‘Haziran’da Ölmek Zor’ şiirinden bir bölüm ile noktalayalım:

‘HAZİRAN’DA ÖLMEK ZOR’

Çalışmışım
onbeş saat
Tükenmişim onbeş saat
Acıkmışım, yorulmuşum, uykusamışım
Anama sövmüş patron
Sıkmışım dişlerimi
Islıkla söylemişim umutlarımı
Susarak söylemişim
Sıcak bir ev özlemişim
Sıcak bir yemek
Ve sıcacık bir yatakta unutturan öpücükler
***
İşten çıktım
Elim yüzüm, üstüm başım gazete
Karanlıkta açan bir su gibi
Vurdum kendimi caddelere
Hava leylak ve tomurcuk kokusu
Havada kör yoluna
Havada suçsuz günahsız gitme korkusu
Ah desem eriyecek demirleri bu korkuluğun
Oh desem tutuşacak soluğum...

Gece
leylak ve tomurcuk kokuyor
Üstüm başım, elim yüzüm gazete
Vurmuşum sokaklara
Vurmuşum sokaklara 
Uy anam anam
Haziranda ölmek zor...
….
Yıllar var ki ter içinde
Taşıdım ben bu yükü
Bıraktım acının alkışlarına
3 HAZİRAN 63’ü...

Bir eski gömütlükte yatıyor usta
Bir kırmızı gül dalı
Nazım Usta’nın...

Uy anam anam
Haziranda ölmek zor..

***
Ve şiirleri, hikayeleri, piyes ve tiyatro çalışmaları ise bugün dünyanın bir çok dilinde milyonlarca insanın aynı haz ve heyecanla okuduğu/izlediği/ dinlediği Büyük Ozan Nazım Usta’yı bir kez daha minnetle şükranla anıyoruz
.



950 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

DEĞİŞİME DİRENEN(LER) HEP KAYBEDER! - 13/06/2017
Sizce değişim nedir? Değişim denilince, aklınıza bulunduğunuz durumdan farklı bir konuma yönelmek mi , yoksa başka bir deyimle 360 derece değişmek mi gelir.
TÜRKİYE'DE AYDIN OLMAK ve UĞUR MUMCU - 22/01/2017
Türkiye’de aydın olmak, hele de yazar olmak.. Daha doğrusu düşünüyor olmak çok zor ve tehlikelidir.. Hele de son günlerde nasıl zor olduğu daha net görüldü..
‘NESLİ TÜKENMİŞ KELAYNAK KUŞLARI’ GİBİYİZ! - 08/01/2017
Hasbelkader yerel ölçekte yazmaya çalışan bizim gibi yazar taifesi (onca yazarın çizerin bol olduğu bir kentte bizi de yazar takımına dahil ederlerse) olarak, doluya boşa yazarız.
YİNE FACİA..YİNE ACI VE GÖZYAŞI! - 01/12/2016
Hani bizim camiada yazı karalayanlar arasında bir genel anlayış vardır:
‘SÜTTEN ÇIKMIŞ AK KAŞIK’ DEĞİLİZ, HİÇ BİRİMİZ! - 17/11/2016
Sizce, insan kendi kendini aldatabilir mi? Zaman zaman kendi iç dünyamda bir yolculuğa çıkar, adeta kendimi bir savcı titizliğiyle sorgulamaya, yargılamaya çalışır ve kendime hep bu soruyu sorarım.
HAYATIMIZ OLDU TELE-VOLE! - 16/11/2016
Son yıllarda özellikle de özel televizyonların hayatımıza girmesiyle birlikte adeta ‘televole toplumu’ olduğumuz gerçeğini görmezden gelemeyiz.
SAHİ, HAYATIN RENGİ VAR MIDIR? - 15/11/2016
Neyse konuyu iyice dağıtmadan, saadete yani asıl konumuza gelelim. Biliyorum, havaların hayli soğuyacağı ve giderek de çekilmez bir hal alan şu günlerde böyle sıkıcı konular da çekilmez ya!..
36 YILDÖNÜMÜNDE BİR '12 EYLÜL' ANISI... - 12/09/2016
36 YILDÖNÜMÜNDE BİR 12 EYLÜL ANISI... Bugün 12 Eylül.. Binlerce yurdum insanının zindanlara doldurulduğu, onlarca hatta yüzlerce insanımızın işkencelerle öldürüldüğü, henüz 17 yaşında olan Erdal Eren’in yaşı büyütülerek darağacına çekildiği,...
ORTADOĞU'DA KUYUYA TAŞI KİM ATMIŞTI? - 10/07/2016
Son günlerde sınır komşumuz, (hoş, iktidarın dış politikası sonucu ortada komşumuz diyebileceğimiz bir ülkede kalmadı ya) Suriye ve Irak’taki sıcak gelişmeler nedeniyle hızla büyük bir karamsarlık dehlizine doğru sürüklendik/sürükleniyoruz.
 Devamı

İÇİŞLERİ BAKANLIĞI