• https://www.facebook.com/bsgmedya@hotmail.com
  • https://www.twitter.com/bsgmedya@hotmail.com
Nihat KARALAR
bsgmedya@hotmail.com
YAZMAK ÇOK CİDDİ BİR İŞTİR
31/01/2016

Ne zaman yazı yazmak için bilgisayarın başına geçsem, hep aklıma 2002 Aralık ayının son günü; bu dünyadan ‘elveda’ bile demeden çekip giden sevgili ağabeyim Gazeteci-Yazar Mahmut Esat Tunaboylu’nun ‘yazmak ciddi iştir’ lafı gelir.

Sevgili Tunaboylu’nun ‘o kitabi sözü’ o gün bugündür beynimde bir şimşek gibi çakmaktadır.

Sanki beynim, o sözün işgali altındadır.

Tıpkı Irak’ın IŞİD, Filistin’in İsrail işgali altında olduğu gibi…

Yani onun bilgisi dışında hareket edemez duruma düşmüştür.

Adeta, o söze kurgulanmış gibidir.

Ne demek; “yazmak ciddi iştir?”

Sadece yazmak mı ciddidir.

Daha başka ciddi işler yok mudur?

Yazmak ciddidir de, yaşamak değil midir?

Nedense hangisinin daha ciddi olduğuna bir türlü karar verememekteyimdir.

İlahi Mahmut Hoca, öyle bir laf ettin ki!

İçinden çıkabilene aşk olsun!

Milletin onca hayat pahalılığı, onca açlık ve yoksulluk içersinde yaşam mücadelesi verdiği bir günde de, o söz edilir mi hiç!

Bak işte: Çekip gideli 13 yılı aşkın süre oldu ama, o sözün de tıpkı yazdığın onca kitap gibi, eser kaldı bizlere…

Sahi, sen hayatın ne renk olduğunu düşünmüş müydün hiç!

Seni bilmem ama, biz hâlâ ne renk olduğuna bir karar veremedik!

Belki bir gün senin dediğin gibi ‘absürd’ de olsa, bir renk yakıştıracağız O’na…

Sen hiç merak etme!

Bak dostların sağlığında olmasa da, yokluğunda sana değer verebilmek için yarışıyorlar.

Yine de benden duymuş olma…

Bildiğin gibi; biz yaşarken öldürmeyi, ölünce de yaşatmayı pek severiz.

Yine de yaşatmak için uğraşmak da güzel bir şeydir.

Altında başka şeyler de aramamak lazım.

‘Taklamakan Çölü’nde bir Mahmut Tunaboylu vardı...

Kimine göre; aykırı mı aykırıydı,

Kimine göre; her şeye muhalif mi muhalifti!

Kim ne derse desin; bir gerçek var ki; Çorum basın-yayın dünyası O’nun yerini pek kolay kolay dolduramayacağa benziyor.

İlahi Mahmut Hoca, yine yaptın yapacağını:

Sağlığında selam vermekten korkanları, yokluğunda en kadir-kıymet bilir mertebesine getirdin ya...

Bu yeter…

Demek ki, ‘yazmak ciddi iştir’ dediğin böyle bir şeymiş.

TOPRAĞIN BOL OLSUN..!

 ***

 BİR FIKRA : “YENİSİNİ YAPALIM!”

 Bilinen bir fıkradır.

“Bir kadının çocuğu hastalanmış. Ateşler içersinde yanıyor.

Kadın çaresiz…

Bir yandan yokluk, bir yanda çocuğu…

Ne yapacağını bilememektedir.

Bulur-buluşturur, denkler-denkleştirir. Ateşler içersinde yanan çocuğunu doktora götürür.

Muayeneden içeri girer-girmez;

Doktor; “Neyi var çocuğun?” diye sorar.

Bunun üzerine kadın otomatik makine gibi çocuğunun rahatsızlıklarını sıralamaya başlar:

“Efendim, çocuğumun gözleri pek görmüyor!”

“Efendim, kulakları pek işitmiyor!”

“Efendim, karnı sürekli ağrıyor!”

“Efendim, böbreklerinde sorun var!”

“Efendim, uyku düzeni çok bozuk!”

Doktor hiddetle ayağa kalkar “kes kadın kes!” diye bağırır.

Kadın, doktorun çıkışı karşısında bocalar. Yutkunur, ne yapacağını şaşırır.

Doktor yine aynı hiddetle kadına;

“Soyun” der...

Kadın doktorun sözleri karşısında iyice bocalar. Renkten renge girer. Kısık sesle, “Ama doktor bey, hasta olan ben değil, çocuğum” diye karşılık verir.

Doktor yine aynı hiddetle; “Biliyorum kadın, biliyorum… Bu çocuk iflah olmaz. Onun için yenisini yapacağız” der…

**
Daha önce de bir yerlerde duyduğunuz veya okuduğunuz bu fıkradan sonra sanırım pek fazla detaya gerek yoktur.

Toplum olarak bizim, genelde sorunların çözümünü hep başkalarından beklemek gibi bir alışkanlığımız olduğu bilinir.

1946’da da böyle, 50-60 ve 70’de de böyle, 80, 90 ve 2000’de de böyle olmadı mı?

Elimizi taşın altına koyalım ki; her seçim sonrasında olduğu gibi 10 Ağustos’tak iCB seçimleri sonrasında da yine aynı türküyü söylemeyelim.

Var mısınız; fıkradaki doktor gibi

“Yenisini yapmaya!”

 ***

BİR ANALİZ: NEYİMİZ DOĞRU Kİ!

Ülkemizin çok partili döneme geçmesinden bugüne kadar yaşadığımız olayları bir film şeridi gibi gözünüzün önüne getirdiğinizde, geldiğimiz noktanın hiç de içler açıcı olmadığına tanık olursunuz.

Sorunlarımız dağ gibi büyümüş, nereye el atsanız elinize geliyor…

Kısacası; herşeyimiz baştan sona tamir edilmeyi bekliyor.

Bunları gördüğümde; acaba bu kadar bozuğu olan bizleri Avrupalılar, içlerine alırlar mı diye düşünmeden de edemiyorum.

Aşağıda listeyi okuyunca; ne düşünürsünüz bilmem ama, bana bir çok ‘B’imiz bozuk gibi geliyor.

İşte ‘B’lerden bazıları:

Başbakanlarımız, bakanlarımız, bankalarımız, belediyelerimiz, başkanlarımız, başkentimiz, bürokrasimiz, bürokratlarımız, baba'larımız, bayındırlığımız, binalarımız, betonlarımız, briketlerimiz, batılılaşmamız, başörtümüz, bıyığımız, boşanmamız, bölücülüğümüz, branşlaşmamız, birleşmemiz, birikimimiz, bilinçlenmemiz, beslenmemiz, bitkilerimiz, bostanımız, buğdayımız, biyolojimiz, büyümemiz, bütçemiz, bonomuz, borsamız, borçlarımız, Beşiktaş’ımız, baskülümüz, büyüğümüz, benzinimiz, başımız, benzimiz, belimiz, belleğimiz, beynimiz, böbreğimiz, bünyemiz, bedenimiz...

KISACASI;

birimiz, birkaçımız, binimiz...

Yani biz bozuğuz…

Bu kadar b'miz bozukken neden basınımızın b'sini tartışıyoruz.

Bu ülkenin kalkınması için ya sözlükten b'lerimizi çıkartalım ya da artık herkesin "BEN DÜZELMELİYİM" demesi lazım. (bsgmedyaajans)



659 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

DEĞİŞİME DİRENEN(LER) HEP KAYBEDER! - 13/06/2017
Sizce değişim nedir? Değişim denilince, aklınıza bulunduğunuz durumdan farklı bir konuma yönelmek mi , yoksa başka bir deyimle 360 derece değişmek mi gelir.
TÜRKİYE'DE AYDIN OLMAK ve UĞUR MUMCU - 22/01/2017
Türkiye’de aydın olmak, hele de yazar olmak.. Daha doğrusu düşünüyor olmak çok zor ve tehlikelidir.. Hele de son günlerde nasıl zor olduğu daha net görüldü..
‘NESLİ TÜKENMİŞ KELAYNAK KUŞLARI’ GİBİYİZ! - 08/01/2017
Hasbelkader yerel ölçekte yazmaya çalışan bizim gibi yazar taifesi (onca yazarın çizerin bol olduğu bir kentte bizi de yazar takımına dahil ederlerse) olarak, doluya boşa yazarız.
YİNE FACİA..YİNE ACI VE GÖZYAŞI! - 01/12/2016
Hani bizim camiada yazı karalayanlar arasında bir genel anlayış vardır:
‘SÜTTEN ÇIKMIŞ AK KAŞIK’ DEĞİLİZ, HİÇ BİRİMİZ! - 17/11/2016
Sizce, insan kendi kendini aldatabilir mi? Zaman zaman kendi iç dünyamda bir yolculuğa çıkar, adeta kendimi bir savcı titizliğiyle sorgulamaya, yargılamaya çalışır ve kendime hep bu soruyu sorarım.
HAYATIMIZ OLDU TELE-VOLE! - 16/11/2016
Son yıllarda özellikle de özel televizyonların hayatımıza girmesiyle birlikte adeta ‘televole toplumu’ olduğumuz gerçeğini görmezden gelemeyiz.
SAHİ, HAYATIN RENGİ VAR MIDIR? - 15/11/2016
Neyse konuyu iyice dağıtmadan, saadete yani asıl konumuza gelelim. Biliyorum, havaların hayli soğuyacağı ve giderek de çekilmez bir hal alan şu günlerde böyle sıkıcı konular da çekilmez ya!..
36 YILDÖNÜMÜNDE BİR '12 EYLÜL' ANISI... - 12/09/2016
36 YILDÖNÜMÜNDE BİR 12 EYLÜL ANISI... Bugün 12 Eylül.. Binlerce yurdum insanının zindanlara doldurulduğu, onlarca hatta yüzlerce insanımızın işkencelerle öldürüldüğü, henüz 17 yaşında olan Erdal Eren’in yaşı büyütülerek darağacına çekildiği,...
ORTADOĞU'DA KUYUYA TAŞI KİM ATMIŞTI? - 10/07/2016
Son günlerde sınır komşumuz, (hoş, iktidarın dış politikası sonucu ortada komşumuz diyebileceğimiz bir ülkede kalmadı ya) Suriye ve Irak’taki sıcak gelişmeler nedeniyle hızla büyük bir karamsarlık dehlizine doğru sürüklendik/sürükleniyoruz.
 Devamı

İÇİŞLERİ BAKANLIĞI

NÖBETÇİ ECZANELER
ULUSAL GAZETELER
BİR KİTAP