BSGMEDYA TANITIM VİDEOSU

YAZI ÜRETİM A.Ş.
BİR KİTAP

Müslüm TUNABOYLU

Müslüm TUNABOYLU
bsgmedya@hotmail.com
SIRALARLA İLK TANIŞMA/
17/09/2017

Okullar bugün açılıyor.

Çocuklar okulu iyiden iyiye özledi. Sokaktaki hal ve davranışlarından anlaşılıyor.

Hemen her okuyan vatandaş okula ilk gidişini anımsar. Anne yada babası tarafından okula götürülüşünü, ilk ders öncesi oturtulan masayı, öğretmenini anımsar.


İLK GÜN İNSANIN HAFIZASINDAN

KOLAY KOLAY SİLİNMİYOR!

Bizim dönemimizde bugünki gibi veliler öğrencilere okul yada öğretmen aramazdı. Öğretmenler okula gidecek öğrencileri okul öncesi konutları bir bir dolaşarak okul çağında çocuk olup olmadığını araştırırdı. Şimdi okul yöneticilerine ya da öğretmenlere öyle bir zorunluluk kalmadı. Öğretmen okulun ilk gününü değerlendirmek üzere koltuğuna yalnız çantasını alıp okul yolunu tutuyor.


Sizi yıllar öncesine götürerek, anılarınızı tazelemenize yardımcı olmak istiyorum.

Tazeleyip de ne olacak dersek, dünyayı bir başka pencereden görmeye alıştığımızı sergilemiş oluruz.

Hayatı bir mücadeleler sahası olarak kabul edersek, biraz eskilere doğru ara sıra gezinti yapmakta yarar vardır diye düşünüyorum. Onun için diyorum ki okulların açıldığı ilk haftada geçmişi bir gözünüzün önüne getirin.


YILLAR ÖNCESİNE BİR GEZİNTİ

YAPALIM DİYEBİLİRİZ:

Ben sizin adanıza bir gezinti yapmayı düşünüyorum.
Biz okulun açıldığı gün yada ilk hafta kolay, kolay ders yapamazdık.Okul tatil olduğu aylar içersinde mevsime göre oyun alanları, okulun çevresi otlarla kaplanmış, okulun açıldığı günlerde de bazıları kurumaya yüz tutmuş oldurdu.

Ellerimizde kürekler, kesici diğer aletlerle oyun alanları ile okulu çepeçevre temizlerdik.

Okulda su yoksa bakraçlarla okula su götürür,derslikteki sıraları bir güzel yıkar yada silerdik. Bunları yaparken hiç ama hiçbir öğrenci; ‘Bunları neden biz yapıyoruz, okulun hademesi yok mu?’ demezdik.

 

Çünkü okulun hademeleri bizden başkası değildi. Kirleteceğimiz yeri biz temizleyeceğimiz için kirletirken hep temizlemeyi anımsar davranışlarımızı, okula girip çıkmaları, sıralarda oturmalara, eşyaları korumada hep dikkat ederdik.

 

Topladığımız otları öğretmenlerin gözetiminde okul bahçesinin bir köşesinde yakardık.

Evlerden getirdiğimiz sularla okulun oyun alanını tozmasın diye bir güzel sular,tozların havaya uçmasını önlerdik.

 

BUGÜNKİ GİBİ GÜZEL ÇANTALARIMIZ YOKTU!

Çantalarımızı anne yada büyük anneler mısır sapı yada buğday saplarından örerlerdi.

Mısır sapı yada buğday sapı bulamayanlar yarım metre bir bezden kitaplarımızı defterlerimizi alacak oranda bir çanta dikerlerdi.

 

Çantalar bugünki gibi dikiş makineleri ile dikilmez anne ve büyük anneler ellerinde iğnelerle dikerlerdi.

Çocuklar bunları gördükçe kendileri de güçleri yettiğince üretime katkıda bulunuyorlardı.

‘Ağaç yaşken eğilir’ deyimi bizim dönemimizde en önde yer alan deyimler arasındaydı.

Kırsal alanda okulun açıldığı ilk hafta kentsel alanlarda kilere hiç benzemezdi.

Kırsal alanda çocuklar her yaş bölümünde üretime katkıda bulunurlarken kentsel alandakiler ise üretimden yada üretmekten pek hoşlanmazlar.

Her sorunun çözümünde çareyi başkalarında ararlardı.

Kırsal alandaki öğrenci ile kentsel alandaki öğrencinin yetişme tarzı apayrı idi.

Kentteki öğrenci herşeyi başkalarından bekler kendisini zora koşmazdı. Kentsel alandaki veliler çocukların üretime katkılarını isteyen eğitimcilerle bu tür konular tartışılırdı.

Örneğin; ‘Ben çocuğumu okutmaya gönderiyorum, temizlik için göndermiyorum’ gibi karşı çıkışlarla karşılaşılırdı.

Bugünle dünün zaman karşılaştırılmasında çocukların geleceği için yarar görüyorum.

‘Çocuk, arkadaş edinme, paylaşma,yardımlaşma gibi olguları yaşamalıdır’ diyorum.

 

Eğitim ve öğretime başladığımız şu günlerde; 'Çocuklarımıza karşı davranışlarımızda biraz müşfik olmalıyız' diyor..

 

TÜM ÖĞRETMEN VE ÖĞRENCİLERE SAĞLIKLI, BAŞARILI BİR EĞİTİM ÖĞRETİM YILI DİLİYORUM.



688 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

YAŞADIKÇA YAŞANANLAR: 1930’LI YILLARDAN BİR ANI… - 23/07/2017
Alışık olmadığım bir tümce ile siz okurlarıma geçmiş ile ilgili bazı olayları anımsatmak istiyorum. Beni anlayacağınızı umut ederek yaşamdan kesitleri sıralamaya başlamak istiyorum.
TEKERLEĞİN GÜCÜ VE ÖZGÜRLÜKLER - 18/10/2016
İnsanoğlunun dünyayı tanıması öyle kolay olmamıştır. Yazımın başlığında belirttiğim ‘tekerlek’ insanoğlunun en önde gelen yardımcısı olmuştur.
MÜSLÜM TUNABOYLU’NUN HATIRALARI - 25/08/2016
Müslüm Tunaboylu, 1932 yılında Bulgaristan’ın Şumnu İl’ine bağlı Yenipazar İlçesi’nin Söğütlü Köyü’nde dünyaya geldi. Babası çiftçilikle uğraşıyordu.
'YAŞADIKÇA YAŞANANLAR' DEMİRYOLU-HAVAALANI - 22/08/2016
Avrupa'dan Anadolu'ya göç edişimizde bizi İstanbul Tuzla’dan Amasya'ya kadar taşıyan demir rayların üzerindeki güç çok ilgimizi çekmişti.
‘YAŞADIKÇA YAŞANANLAR’ UNUTULMAYAN GÜNLERİMİZ - 22/08/2016
Unutulmayan sayısız günlerimiz vardır. Onların bazılarını gereğince değerlendirir, geleceğe devrederiz. Ama bunun yanında bazı günleri nedense unuturuz.
OLAYLAR VE İNSANLAR - 21/08/2016
Bugün sizinle çok değişik bir gezinti yapmak istiyorum. Okurlarımın benimle gezinti yapmalarını istemek bir bakıma uygun gözükmeyebilir.
KÖY ENSTİTÜLERİ VE TUĞLACILAR - 21/08/2016
Günümüzden 71 yıl önce ülkenin 21 yerinde Köy Enstitüleri adı altında eğitim ve öğretim kurumları oluşturuldu. Çorum’da merkezi Kastamonu olan Gölköy Enstitüsü sahasına alınmıştı.
ODUNDAN DOĞALGAZA YOLCULUK - 21/08/2016
Sizinle biraz geçmişe bir gezi yapmak istiyorum. Yaşlı kuşak eski günlerini bir kez daha anımsarken, genç kuşakta biz yaşlılara göre daha şanslıyız diyebilecekler.
TEKNOLOJİYE NEDEN AYAK UYDURAMIYORUZ? - 21/08/2016
Günümüzün kuşağı her nedense gelişen teknolojiye rağmen bürokrasiden vatandaşı kurtaramıyor ya da kurtarmak istemiyor. Bu sorumuza bürokrasinin her kademesinde görev alanlar yanıt verebilirler
 Devamı
ÖZGÜR BASIN