BİR KİTAP

Hayati ÇAM

Hayati ÇAM
bsgmedya@hotmail.com
‘ENGELLİLERE ADETA SUÇLU GÖZÜYLE BAKILIYOR’
12/05/2016

“Türkiye’de, Türkiye Özürlüler Araştırmasına göre toplam nüfusun içerisindeki engellilerin oranı yüzde 12.29’dur. Bu oran 9 buçuk milyondan fazla kişinin veya her 8 kişiden birinin engelli olduğunu göstermektedir.

Araştırmaya göre nüfusumuzun yüzde 2,59’u (yaklaşık 2 milyon kişi) ortopedi, görme, işitme, dil ve konuşma ile zihinsel engelliler gibi görünen engellilerden oluşmaktadır.

Ama çevremize, çalıştığımız ve yaşadığımız ortama, cadde ve sokaklara, parklara, sinemalara, lokantalara ve benzeri kamusal alanlara baktığımızda engelli vatandaşlarımızı göremiyoruz.

Engelli çocuklarımızdan utanıp onları evlere hapsetmek kadar ortak yaşama alanlarımızı engellilere göre düzenlemediğimiz için, dahası farklı engel guruplarına göre ne yapılması gerektiğini bilmediğimiz ve engel yaratmaya devam ettiğimiz için hayatı engellilere zehir ettiğimizin farkında değiliz.

Son dönemlerde belediyelerin engellilere yönelik çalışmaları ise kaş yaparken göz çıkarma anlamına gelen merhameti önceleyen medyatik düzenlemelerden ibarettir. Engelliler için yapılmaya çalışılanlar engellilerin evlerine hizmet götürülmesi, bakımlarına yardımcı olunması, ev temizliklerinin yapılması, faturalarının ödenmesi için eleman görevlendirilmesine gibi aslında, “siz evinizde oturun, topluma karışmayın” anlamına gelen iyi niyetli ama yanlış uygulamalardır.

Oysa engelli vatandaşların temel beklentisi ve isteği topluma karışmak, aynı mekanı paylaşmak yanında aynı toplumsal hayatı paylaşmaktır.

Cadde ve sokaklarımızı engellilerin kullanımına kapatmış durumdayız. Belediye başkanlarının sayıları ile çok övündükleri ve asansörleri olmayan üst geçitler sadece engellilerin değil, yaşlıların, hamilelerin, romatizmal hastalıklıların, yükseklik korkusu olanların, bebek arabası ile sokağa çıkan annelerin korkulu rüyasıdır.

Bunun anlamı engellilere “Bu caddenin sağında veya solunda yaşayacaksınız, asla karşı tarafa geçmeyeceksiniz” demektir. 

Şehir merkezlerinin araçlara göre değil, yayalara göre düzenlenmesi gerektiği halde, şehir merkezlerinin kaldırımları otopark, caddeleri yarış pistleri haline getirilmiştir.

Resmi binalar başta olmak üzere binalarda girişten merdivenlere, iç düzenlemelerden tuvaletlere kadar her şey engelliler için ıstırap kaynağıdır.

Çorum Valiliği ana hizmet binasına mevzuat gereği engelli tuvaleti yapılmış yetkililere teşekkür ediyoruz. Ancak ek binaya engelli tuvaletleri yapılmamıştır. Ek bina ana hizmet binasına göre en 3 katı büyüklüğündedir. Engelli vatandaşların ve engelli memurların daha fazla olmasına rağmen mevzuat gereği de olsa yapılmamıştır.  Engelli haftası nedeniyle yetkililerden engellilerle ilgili güzel sözler duymaktayız ama iş engellilerin sorunları konusunda icraata gelince aynı güzellikleri görememekteyiz.  Sözler laf ü güzaf tan öteye geçmelidir. Engelliler için bir çalışma yapılacakken planlaması iyi yapılmalıdır. Resmi kurumlarda ve özellikle okullarda engelli tuvaletlerin yapılıp, yapılmadığı yerinde yetkililerce denetlenmesi sağlanmalı ve kamuoyuna duyurulmalıdır.

Çalışan birçok ortopedik engellinin, akşama kadar ‘aman ishal olmayayım, tuvaletim gelmesin’ diye dua etmesi, sadece yöneticilerin değil elbette hepimizin utancıdır. Çünkü kapısına bir engelli tuvaleti levhası, içinde bir klozet koymakla engelli tuvaleti yaptığımızı zannediyoruz.

Park edilmiş araçlar, çökmüş, bozulmuş veya kilitli taş döşenmiş, ayaklı reklam panoları yerleştirilmiş, kesilmiş ama sökülmemiş ağaç kütükleri, bol çukurları, gelişigüzel dikilmiş bayrak direkleri, yükseğe asılmış çöp tenekeleri ile kaldırımlar, yalnız engellilerin değil, tüm yayalar için hayatı cehenneme çevirmektedir.


Sesli sinyal veren bina asansörleri veya sesli trafik ışıkları ile yeterince tanışabilmiş değiliz. Onarım çalışmaları yapılan kaldırımlar veya cadde/sokaklarda uydurma önlemler sadece engellileri değil, hepimizi tehdit etmektedir.

Engellerle otobüs tahsis etmek ile engelliler için özel asansör düzeneği bulunun otobüs temin etmek arasındaki farkı bilmiyoruz.

Bu örnekler yüzlercesi ile çoğaltılabilir.

Oysa engelliler sadece aynı mekanı değil toplumsal hayatı da paylaşmak istemektedir. Toplumsal hayata katılmak istemektedir. Sokaklarda parklarda dolaşmak/gezmek, rahat alışveriş yapmak, sinemaya/tiyatroya gitmek, lokantada birlikte yemek yemek, velhasıl herkes gibi ve herkesle birlikte yaşamak istemektedir.

Sonuç olarak engelleri yaratanlar, toplum ve toplumu yönetenlerdir.

Sadece kanun ve yönetmelik çıkarmakla yetinmek; sorun çözmek yerine sorunun mecra değiştirmesine ve çözümün ötelenmesinden başka bir işe yaramamaktadır.

Mevzuatın uygulanmasını denetlemek kadar, toplumsal farkındalık yaratmanın da önemli olduğunu anlamadığımız ve sivil denetim mekanizmalarını kullanamadığımız sürece, engeller yaratarak ve engelleri artırarak engellilere hayatı zehir etmeye devam ederiz.

Yasa hükmüne rağmen, özel sektör bir yana kamu kurum ve kuruluşlarında Nisan 2016 itibariyle 64.191 kişilik engelli kontenjanının % 33’lük kısmına tekabül eden 21.040 kişilik kısmı halen boş durumda olması, kamunun özel sektöre kötü örnek olduğunu göstermektedir.

Kamuda istihdam edilen 43 191 engellinin % 23’ünün (9.995 kişi) kadın olması, % 51’inin (22.156 kişi) ilk ve orta öğretimli olması ve % 35’inin (15.118 kişi) yardımcı hizmetler sınıfında çalışıyor olması, engelli istihdamında sadece nicelik değil nitelik sorununun büyüklüğünü ortaya koymaktadır.

Ve nihayet hala engelli çalışanların ücretinden vergi alınıyorsa hukuktan da toplumsal duyarlılıktan da bahsetmek mümkün değildir.

Netice itibariyle Engelliler Haftası nedeniyle kimi yetkililerin yaptıkları açıklamalar, işlerin kaplumbağa hızıyla yürüdüğü gerçeğini örtmeye yetmemektedir. Engellilerin sorunları katlanarak büyürken her yıl aynı beylik sözleri dinlemek en duyarlı insanları bile rahatsız etmektedir.

Engelliler Haftası nedeniyle birlikte yaşama ilkesinin hayata geçirilmesi için herkesi duyarlılığa, adım atmaya, engel çıkarmaktan vaz geçmeye çağırıyoruz.



750 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

‘DENGE VE DENETLEME İÇİN BAĞIMSIZ VE TARAFSIZ YARGI’ - 20/04/2016
Bilgi, Kültür ve Turizmi Geliştirme Destekleme Derneğimizin de üye olduğu ve katkı verdiği, Türkiye de 286 Sivil Toplum Kuruluşlarının bir araya gelmesi ile oluşturulan denge denetleme ağı tarafından hazırlanan
BİKTUDER 4 YAŞINDA - 02/04/2016
Bilgi, Kültür ve Turizmi Geliştirme Destekleme Derneği olarak bir yılı daha geride bırakarak 4 yılına girmiş bulunuyoruz.Bizlere desteklerini esirgemeyen başta üyelerimize, gönüllülerimize basımıza ve tüm Çorum halkına teşekkür ederiz.
ÇORUM’A GELEN TURİST SAYISI NEDEN AZALIYOR? - 02/02/2016
Bilindiği üzeri ülkemizde tanıtma faaliyetleri kamu bürokrasisi eliyle yürütülmektedir. Tanıtım bir süreçtir ve bu sürecin devam etmesi ve başarıya ulaşılması için topyekûn bir katılımın sağlanması gerekmektedir.
ÖZGÜR BASIN

YAZI ÜRETİM A.Ş.