• https://www.facebook.com/bsgmedya@hotmail.com
  • https://www.twitter.com/bsgmedya@hotmail.com
BSGMEDYA VİDEO

CAN SUYU OLALIM

İÇİŞLERİ BAKANLIĞI

KAMU SPOTU

BİR KİTAP

M.Fatih UYSAL
bsgmedya@hotmail.com
BÖYLE BUYURDU FETVACIBAŞI!
04/02/2016

Fetvacı başımız bir fetva daha vermiş; “İSRAF GÖRECELİDİR” diye.

Fetvacı başımız kim mi?

Hani “en büyük fıkıh alimi hemşerimiz” diye övünürken; “Yolsuzluk yapana hırsız diyen dinen müfteridir.” fetvasını vererek hepimize hayal kırıklığı yaşatan Hayrettin Karaman’dan bahsediyorum. Zaten anlamışsınızdır.

Muhterem Karaman geçenlerde yazı yazdığı yerel bir gazetede yine bir fetva vermiş.

Yazısında israfı anlatarak; “İSRAF GÖRECELİDİR.” buyurmuş.

Ben size hemen tercüme edeyim ne anlama geldiğini:

Demek istiyor ki muhterem; “Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a Bin 150 odalı saray yetmeyip, 250 odalı yavru saray yaptırsa da ona israf olmaz. Emina’nım bir gün giydiğini ertesi gün giymese, sadece bir çantası bile asgari 5-10 bin lira olsa da ona israf olmaz.

Ama siz çay-simide devam edin. Şöyle ayda bir de olsa eşinizle çocuğunuzla lokantada falan yemek memek yemeyin ha, size israf olur.”

Hani İSRAF GÖRECELİ ya! O Bakımdan.

Güler misiniz, ağlar mısınız? 

Yazık, gerçekten yazık!

***

KUYRUKTA BEKLEMEK!

Adam, daha o tarihte doğmamış, “Yav” diyor muhalefeti kastederek; “Bunların zamanında çay almak için, şeker almak için, tüp almak için, benzin almak için kuyrukta bekliyorduk.” diyor. “Gece yarısında hastanede kuyruğa giriyorduk.” diyor.

Doğru, bir zamanlar Türkiye’de çay-şeker almak için, tüp almak için, benzin almak için kuyruklarda beklerdik. Yaşım gereği ben de çok bekledim kuyruklarda.

Ama o zamanın şartları öyleydi.

Kuyruklar vardı ama insanların çay almak için, şeker almak için, tüp almak için, benzin almak için CEPLERİNDE PARASI DA VARDI.

Şimdi kuyruk yok mu sanıyorsunuz?

Olmaz mı? Tabi var. Şimdi aile efradıyla birlikte yaklaşık 20 milyon insan yine kuyruklarda bekliyor, yardım alabilmek için. BİR PAKET MAKARNA İÇİN. Kuyruk kuyruk geziyor hem de!

Neden mi dersiniz? CEPLERİNDE PARALARI OLMADIĞI İÇİN.

Eleştirimiz 20 milyon insana yardım yapılmasına değil. Sosyal Devlet olmanın gereğidir muhtaç insanlara yardım yapmak.

Yapılabiliyorsa daha fazlası yapılsın.

Eleştirimiz bu kadar insanın yardıma muhtaç hale düşürülmesinedir.

Hastanelerde kuyruk göremeyenler de şöyle biraz isim yapmış bir doktordan randevu istesinler bakalım. Kaç hafta, hatta kaç ay sonrasına randevu alabilecekler!

***

DİNİME DAHLEDEN…

Hani bir söz var; “Dinime dahleden Müslüman olsa bari.” diye. Nereden mi aklıma geldi?

Her akşam ekranlarından Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Atatürk’e edepsizce ve hayâsızca sövülüp hakaret edilen Kanal A diye bir televizyon kanalı var ya! İşte oradan aklıma geldi.

Geçen akşam şöyle bir bakayım dedim, bir de ne göreyim.

Her akşam Atatürk’e hakaret edilen kanal, birden bire Atatürk havarisi kesilmiş, “CHP’de skandal, Atatürk portresini çöpe atan kadın milletvekili” diye tartışıp duruyorlar.

Varsa böyle bir olay, bu CHP’nin kendi meselesidir, size ne oluyor ki?

“Atatürk’e sadece biz hakaret ederiz, başkası hakaret edemez gibi” bir şey.

Sen her akşam ekranlarından Atatürk’e hakaret yağdır, sonra da tut “CHP’de Atatürk Skandalı” diye yayın yap. Pes doğrusu. Pişkinliğin de bu kadarına.

***

NEFRETİN BÖYLESİ!

AK PARTİ trenine tehlike geçtikten sonra binenlerin “Manisalı Lawrance” ilan ettikleri AK PARTİ’nin kurucusu ve eski Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın söylediği sözü hepiniz hatırlıyorsunuzdur sanırım; “Toplumun öbür yarısı da bizden nefret ediyor.”

Evet, doğru söylüyordu Arınç. AK PARTİ siyasi tarihimizde hiç olmadığı kadar nefret edilen bir parti olmuştu.

Niye olmasın ki? “Bize oy veren yüzde 50’yievlerinde zor tutuyorum.” dersen olacağı budur tabi.

Her yerde haktan, hukuktan, adaletten bahset, sonra bütün haksızlıkları, hukuksuzlukları, adaletsizlikleri kendin yap.

Nefret etmeyip de ne yapacaklardı? Haksızlığa uğrayanlar, hukuksuzluğa uğrayanlar, adaletsizliğe uğrayanlar?

Ayrıştırılıp, ötekileştirilenler?

Ekmekleriyle oynananlar, hayatlarıyla oynananlar?

Yalakalara yer açmak için hakları gasp edilenler?

Övgüler mi düzeceklerdi?

Madalyonun öbür yüzüne bakalım şimdi: Gazeteci olduğumuzdan her kesime girip çıkıyoruz. İnsanların AKP’lilerle ilgili düşündüklerini duyunca dehşete kapılıyorum.

Duyduklarımı burada söyleyemem. İnfial olur.

O derece bir nefret var, AKP’ye karşı.

Şimdi AKP’liler sakın böyle nefret mi olur? Demesinler.

Takkeyi önlerine koyup, oturup düşünsünler biraz.

BÖYLE BİR NEFRET NASIL KAZANILIR?

Asıl üzerinde düşünülmesi gereken bu.

***

MÜLTECİ FACİALARININ ANLATTIĞI!

Ege Denizi’nde yaşanan mülteci faciaları insanın yüreğini burkuyor. Aylan Bebeğin hafızalara kazınan cansız bedeni hala insanların gözünün önünden gitmiyor.

Son faciada çoğu çocuk 39 can daha hırçın dalgalara yenik düştüler.

Ege Denizi’nin serin sularında sona erdi umuda yolculukları.

Umuda yolculukları diyorum. Evet, umuda yolculuk yapıyorlar.

Defalarca facialar yaşandığı halde, öleceklerini bile bile çıkıyorlar umut yolculuğuna.

Peki neden dersiniz?

Çünkü Türkiye’de gelecek umudu göremiyorlar da onun için hayatları pahasına bu tehlikeyi göze alıyorlar.

Kendileri söylüyorlar, Türkiye’de gelecek umudu göremediklerini.

Gelelim madalyonun öbür yüzüne: Bütün bunlara rağmen “Jöleli” gibi 1. Dereceden Yalaklık Kadrosuna sahip omurgasızlar hala masal okuyorlar bu millete; yok ekonomi uçuyormuş, yok ekonomi kaçıyormuş, dünya lideriymiş, (14 yılda bir basamak bile atlayamadıkları halde) 10 yılda Dünyanın En Büyük İlk 10 Ekonomisi olacakmışız, bir sürü yalan, dolan.

Ve bu millet hala inanıyor bu üfürükçülere. Bildiğimiz üfürükçüler su dökemez bunların eline.

Ölümü göze alarak denize açılan mülteciler bile diyor da; “Türkiye’de gelecek umudu göremiyoruz.” diye, hala anlamamakta ısrar ediyor bu millet.

Ne fayda! 

***

BİR SORU:

Türkiye’de ne kadar yalak, salak, fırıldak, hokkabaz, şarlatan, dönek, eski ülkücü, eski komünist, eski liberal varsa hepsini bir arada görebileceğiniz tek yer neresidir?

EL-CEVAP: Havuz Medyası.

Tabi hepsi öyle değil ama bu saydıklarımın hepsini görebileceğiniz tek adres Havuz Medyası.

Dikkat ettiyseniz, bunlardan bazıları birdenbire ortadan kayboluveriyorlar.

Yalaklık yarışında birazcık geride kaldıkları için hemen “çöplüğe” atılıyorlar. Layık oldukları yere.

Türkiye Cumhuriyeti’nin onurlu geleceğinde yalaklar olmayacak.

Dik duranlar ve baş eğmeyenler olacak.

 ***

BİR FIKRA:

Yılların kart politikacısı artık ölüm döşeğindedir. Günleri de sayılıdır.

Kendisi de umudunu kesmiştir.

Ani bir kararla, yıllarca mücadele ettiği rakip partinin yönetimini yattığı hastaneye çağırır ve gazetecilerin önünde törenle rakip partiye geçer.

Törenden sonra artık eski partilileri olan arkadaşları sorarlar: “Neden böyle yaptın?” diye.

“Ömrünün son günlerinde, amansızca mücadele ettiğin partiye neden geçtin?” derler.

Yılların kart politikacısı yanıt verir; “Olsun.” der. “ONLARDAN BİR KİŞİ EKSİLSİN”

Ne dersiniz, şimdi de böylesine bir dönemden geçmiyor muyuz?

Başımızdakilerin toplumu ayrıştırması ile fıkradaki “yılların kart politikacısı” gibi düşünenler çoğalıyor galiba.

Kendinden olmayana tahammül bile edemeyen, kendisinden olmayan herkesi yok etmeye çalışan bir zihniyetin toplumu getirdiği nokta da fıkradakinden farklı olmasa gerek.

***

BİR KISSA:

Bilirsiniz Hazreti İbrahim Aleyhisselam cömertliği ile tanınan bir peygamberdi.

Misafir olmadan sofrasına oturmazmış.

“Halil İbrahim Sofrası” sözü de oradan geliyor.

İbrahim Aleyhisselam yine bir gün sofrasına oturmuş ama buyur edecek bir misafiri yok.

Kalkmış sofradan; aramış taramış, yaşlı mı yaşlı piri fani bir adam bulmuş.

Koluna girip buyur etmiş sofrasına.

Kendisi yemeğe başlamadan önce “Allah’ın adını anmış”. Misafir ettiği yaşlı adam ise Allah’ın adını anmadan yemeğe başlamış.

Anlamış İbrahim Peygamber, misafir ettiği adamın bir Mecusi olduğunu.

Birdenbire sinirlenip kovmuş adamı sofrasından.

Yaşlı adam bir lokma yiyeceği boğazında düğümlenerek sofradan kalkıp gitmiş.

Adam gittikten sonra Vahiy gelmiş: “Biz onu bir ömür boyu doyurduk da sen bir lokmayı mı çok gördün?” diye.

Anlamış İbrahim Aleyhisselam hatasını ve hemen çıkıp araya araya yaşlı adamı bulmuş.

Özür dileyip yeniden buyur etmiş sofrasına.

Bu kıssayı niye mi anlattım?

Üzerine alınacak olanlar vardır diye. Var, hem de fazlasıyla var bu dönemde.

Kendilerinden başkalarını, hatta kendi partililerinden başkalarını Müslüman kabul etmeyenlere bir hatırlatalım dedik. Belki ibret alırlar.

**

BİR SÖZ:

“Biz bir yıkık değirmeni kırk yıl bekleriz”

Dava adamlığını, idealistliği anlatan en güzel söz bu olsa gerek.

Şimdi, “eski şucuyum”, eski bucuyum” diyerek yalaklık kervanında yer kapma yarışına girenler unutmasınlar bu sözü.



1140 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

DANK/ ZEHİRLİ YILAN - 05/04/2016
Artık muhalefet partilerinin iktidar olmak için projeler üretmesi yeterli olmayacak. İktidara gelmek de çözüm olmayacak. Muhalefetin, iktidar projeleri kadar AK PARTİ’nin oluşturduğu tahribat için de projeler üretmesi gerekiyor.
BİNİCİLİK TESİSİ - 03/04/2016
“Serhatlere akın eden Türk, Uzakları yakın eden Türk.” Atalarımız serhatlere akın ettiyse, uzakları yakın ettiyse bu at sayesinde olmuştur.
DANK/ATATÜRK VE BURSA AMERİKAN KIZ KOLEJİ - 30/03/2016
1854 yılında Bursa’da misyonerler tarafından kurulan Bursa Amerikan Kız Koleji’nde okuyan 4 Türk öğrenci, öğretmenlerinin telkinleriyle din değiştirerek Hıristiyan olurlar.
DANK/SEN KİMSİN? - 29/03/2016
14 yıldır herkese “Sen kimsin?” dedi. Sonunda ABD’ye gitti kendi kendine. Ne etse, ne yapsa randevu alamadı bir türlü; “Sen kimsin?” dediler.
DANK/BİR KERE, BİR KERE DEĞİL! - 24/03/2016
“Buna bir kere rastlanmış olması hizmetleri ile ön plana çıkmış bir kurumumuzu karalamak için gerekçe olamaz. Biz Ensar Vakfı’nı da tanıyoruz, hizmetlerini de takdir ediyoruz.”
DANK/BRÜKSEL ÇADIRI - 22/03/2016
Başbakan Sayın Ahmet Davutoğlu, Belçika’nın Başkenti Brüksel’de AB zirvesinin yapıldığı binanın hemen yanı başına PKK çadırı kurulmasına izin verdiği için Belçika Hükümeti’ne sitem ediyor
DEVLET ADAMI HATA YAPMAZ (MI)? - 21/03/2016
Talat Paşa bir gün Almanya’ya gider. Yanında Atatürk’ü de götürür. Berlin’de Alman Devlet Adamı ve Şanşölyesi Prens Bismarck ile görüşeceklerdir. Atatürk genç bir subaydır daha o zaman.
DANK / EY AKP OYLARINIZ ARTTI MI? - 17/03/2016
Türkiye AKP iktidarında en karanlık günlerini yaşıyor. Terör en çirkin yüzüyle insanlarımızın canına kastediyor. “Analar ağlamayacak” diye milleti kandıranların sayesinde memlekette ağlamayacak ana kalmayacak bu gidişle.
BEN GİDERSEM! - 17/03/2016
Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan, Geleneksel 22. Muhtarlar Toplantısı’nda “Ben gidersem devlet yıkılır” demeye getirmiş sözü.
 Devamı

 
YAZI ÜRETİM A.Ş.
ULUSAL GAZETELER
NÖBETÇİ ECZANELER