BSGMEDYA TANITIM VİDEOSU

YAZI ÜRETİM A.Ş.
BİR KİTAP

TGK ve BİK Temsilcileri, AK Parti Tanıtım ve Medyadan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Mahir Ünal'ı ziyaret etti

  1.  
  2.  YEREL BASININ
  3. SORUNLARINA
  4. DESTEK SÖZÜ 
  5.  

19 Eylül 2019

Türkiye Gazeteciler Konfederasyonu (TGK) Genel Başkanı Nuri Kolaylı, Basın İlan Kurumu (BİK) Genel Kurulu Anadolu Gazete Sahipleri Temsilcisi Mustafa Arslan, BİK Yönetim Kurulu Üyesi ve Çorum Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Şevket Erzen, TGK Yönetim Kurulu Üyesi Sefa Özdemir, AK Parti Tanıtım ve Medyadan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal'ı ziyaret etti.

Yerel basının sorunlarına çözüm bulmak amacıyla çalışmalarına hız kesmeden devam eden Türkiye Gazeteciler Konfederasyonu (TGK), geçtiğimiz aylarda açıklanan Yargı Reformu Strateji Belgesi’nde resmi ilan statüsünde bulunan icra ilanlarının yaygın ve yerel gazetelerde yayınlanması zorunluluğunun ortadan kaldırılması sonrası harekete geçti.

 İcra İflas Kanununda değişiklik yapılması gerektiğini belirten Türkiye Gazeteciler Konfederasyonu (TGK) Genel Başkan Nuri Kolaylı, Basın İlan Kurumu (BİK) Genel Kurulu Anadolu Gazete Sahipleri Temsilcisi Mustafa Arslan, BİK Yönetim Kurulu Üyesi ve Çorum Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Şevket Erzen, Sinan Tunç ve Sefa Özdemir, AK Parti Tanıtım ve Medyadan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal'ı ziyaret etti. Kolaylı öcülüğündeki heyet, Ünal’a İcra İflas Kanunundaki değişiklik konusu başta olmak üzere yerel basının sorunlarını içeren rapor sundu. Yerel basının önemli olduğuna vurgu yapan Ünal, destek sözü verdi./BSGMEDYA

 

  1.  
  2.  
  3. İŞTE, TGK HEYETİ’NİN
  4. YEREL BASIN BASIN RAPORU:
  5.  

 

Ülkemiz için büyük önem taşıyan Yargı Reformu Paketi’ni Adalet ve Kalkınma Partisi olarak ele alarak, kısa sürede sonuçlandırmak için gösterdiğiniz çaba için öncelikle teşekkürlerimizi sunuyoruz.

TBMM Adalet Komisyonu’nda görüşülmesinin ardından Meclis Gündemi’ne gelecek olan Yargı Reformu Paketi, basın sektörümüze ilişkin önemi değişiklikler öngörülmektedir.

Bilindiği gibi icra - iflas ve ihale ilanları başta olmak üzere Basın İlan Kurumu aracılığı ile alınan resmi ilanlar, yazılı basınımızın adeta can suyu niteliğindedir. Ancak, yeni tasarı ile resmi ilan statüsünde olan ve yerel gazetelerde yayınlanma zorunluluğu bulunan icra ilanlarının, yeni uygulamada kalkacağını üzülerek öğrenmiş bulunuyoruz.

Kanaatimizce;  Anayasamız’da koruma altına alınan haberleşme işlevinin yanı sıra sivil toplumun hayata geçmesi, yönetenle yönetilen ilişkisinde denge ve yönetilenden yana tavır koyabilme, denetim, eğitim, siyasetin işlerliği ve siyasetçinin geniş halk kitleleri ile buluşabilmesinin teminatı yazılı basınımızın değişikliğin çerçeve itibari ile kamuoyuna aktarıldığı şekliyle gerçekleşmesi halinde can damarı tehdit altına girecektir.

Halen icra-iflas ilanları resmi ilanlar içinde yüzde 50’den fazla bir pay tutmaktadır.

Döviz kurundaki artışların da baskısı ile son bir yılda girdilerimizde yüzde 100”e yakın artış meydana gelmiştir. Buna karşın reklam gelirleri daralmış, resmi ilan gelirlerinde ise düşüş meydana gelmiştir.

Sektörümüz milli güvenlik, ulaştırma-haberleşme, eğitim gibi bir kamu görev alanıdır. Tüm dünyada kitle iletişim sektörü kamu tarafından desteklenen, kamu yararına hizmeti için özgürlük imkânı açılan özel bir alandır. Uluslararası ideolojiler, bölücü akımlar, çıkar ve baskı gruplarının etkilerinden bağımsız özgür bir yayıncılık için Türkiye özgün bir çözüm üretmiş ve resmi ilan ve reklamlar sistemini başarı ile sürdüre gelmiştir. Geldiğimiz noktada ihale ilanlarındaki daralmanın üzerine yargı ilanlarını topyekûn ortadan kaldıracak bir yaklaşım sektörün yaşamasını tehdit etmekten daha öte demokrasimizin sağlıklı işlerliğine doğrudan tehdit oluşturacaktır.

Sizi çok meşgul etmeden rakamlarla söylediklerimizi ortaya koymak ve çözüm önerimizi arz etmek istiyoruz.

 

RESMİ İLAN GELİRLERİ KAMUYA GERİ DÖNMEKTEDİR

 

BİK mevzuatı çerçevesinde yazılı basına verilmekte olan resmi ilan gelirlerinin hemen tamamı KDV, BİK Komisyonu, SGK pirim, damga, muhtasar, gelir ve kurumlar vergileri yolu ile kamuya dönmektedir.

Konuya ilişkin ilçe ve il gazetelerinin Eylül 2018 resmi ilan gelirleri ile anılan kalemlere yapılan harcamalar ve personel, baskı maliyetleri aşağıda verilmiştir.

Yeni Ereğli Gazetesi ’nin Eylül 2018’de aldığı 5 bin 546 lirada 846 lira KDV, 831 lira BİK Komisyonu bulunmaktadır. Gazetenin eline 4 bin 714 lira geçmektedir. Öte yandan gazete asgari 4 fikir isçisi çalıştırmaktadır. Bu fikir işçileri için 2 bin 686 lira SGK tahakkuk toplamı ödemektedir. 3 aylık muhtasar için ise bin 570 lira ödenmektedir. Bu da aylık 523 liraya karşılık gelmektedir. Gazete eline geçen 4 bin 714 liralık resmi ilan gelirinin 3 bin 204 lirasını çalıştırdığı işçiler için devlete geri ödemektedir. KDV ve BİK komisyonu ile birlikte bu rakam 4 b in 886 liraya ulaşmaktadır. Gazete sahibinin elinde 660 lira kalmaktadır. 660 liranın üzerine fikir işçilerinin giderini oluşturan 8 bin 118 lira ile matbaaya hizmet alımı karşılığı ödediği 3 bin 667 lirayı ilave etmemesi, vergi dilimine göre gelir vergisini de üretmesi gerekmektedir.

Resmi belge ve aylık beyannamelerden de görüleceği üzere aslında yazılı basın (resmi ilan alma hakkını haiz 706 gazete BİK görev alanında, 401 gazete ise valilikler görev alanındadır) hem en kayıtlı sektör hem de yapmakta olduğu kamu görevinin dışında katma değer üreten bir sektördür.

 

YEREL DEMOKRASİ, YEREL BASINLA HAYATA GEÇMEKTEDİR

Yerel basınımızın oluşturduğu katma değer tarafımızdan hazırlanan detaylı rapor ile gözler önüne serilmektedir.

15 büyükşehrin belediye başkanları ve valiler hakkında, 2017 yılı ile 2018 yıllarının ilk 9 ayında çıkan haber sayıları, haberlerin çıktığı yayın organlarının türü, tirajları ve reklam eşdeğerleri aşağıda verilmiştir. Buna karşın aynı dönemlerde gazetelerin aldıkları resmi ilan ve reklam gelirleri de karşılaştırma açısından dikkate sunulmuştur. Örnek olması açısından Konya ve Eskişehir’e bakalım.

2017 yılında Konya gazeteleri ne 7 milyon 759 lira resmi ilan ve reklam verilmiştir. Öte yandan Konya Büyükşehir Beledi ye Başkanı Tahir Akyürek hakkında yayımlanan haberlerin reklam eşdeğerleri 30 milyon 646 bin lira ve Vali Yakup Canbolat hakkında 13 milyon 710 lira olmak üzere toplam 44 milyon 356 milyon liralık reklam eşdeğeri haber yayımlanmıştır.

Aynı dönemde Büyükşehir Belediye Başkanı hakkında 9 bin 204 haber yayımlanmıştır. Bu haberlerin 78’i bölgesel yayınlarda, 1’iKKTC’de, 1’ i sektörel yayınlarda, 247’si yaygın gazeteler ve 8 bin 887’si ise yerel gazetelerde yayınlanmıştır. Rakamlardan da anlaşılacağı üzere resmi ilanların kat kat fazlası reklam eşdeğerleri açısından üretilmektedir.

Yerel gazetelerin ağırlığı ise ayrıca dikkat çekicidir. 2018 yılı için de benzer rakamlar söz konusudur.

Bir diğer büyükşehrimiz Eskişehir’e baktığımızda şöylesi rakamlar karşımıza çıkmaktadır;

2017 Yılı’nda Eskişehir’de toplam 3 milyon 332 bin liralık resmi ilan ve reklam yayınlanmıştır. Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen hakkında yayınlanan 4 bin 406 haberin reklam eşdeğeri 30 milyon 760 bin liradır. Vali Özdemir Çakacak hakkındaki haberlerle birlikte toplam 50 milyon 716 bin liralık reklam eşdeğeri haber yayımlanmıştır. Ortaya 20 kata yakın bir rakam çıkmaktadır.

Çalışmaya şehrin milletvekilleri, siyasi parti yöneticileri, kaymakamları ve sivil toplum örgütleri de eklendiği zaman ortaya son derece çarpıcı b ir tablo çıkacaktır. Takdir edileceği üzere saygıdeğer milletvekilleri ile mahalli idareciler ve yerel siyasi aktörlerin yaygın basında yer alabilmesi nerede ise skandal haberleri dışında mümkün olamamaktadır. Oysa ki yerel basın yerel siyasetçinin, milletvekillerimizin sesi, gözü-kulağı ve toplumla buluşmasının yegane aracıdır.

Yargı Reformu Paketi’nde öngörüldüğü şekilde bir değişiklik yapılması halinde 10 bin kişiye yakın istihdamda çok ciddi kayıplar yaşanacak, kamu verdiği ilanlar yolu ile oluşturduğu sigorta ve vergilerden mahrum kalacak, reklam eşdeğerleri yolu ile ortaya çıkan devasa katma değer yitecektir.

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin müteaddit kararları, İcra İflas Kanunu’nun 114. Maddesinde icra müdürlerine verilen yetkinin keyfi bir yetki olamayacağına işaret ederek, tarafların menfaati gözetilmek sureti ile fabrika, tersane gibi ülke genelinde alıcı olacak gayrimenkullerin satış ilanlarının yaygın gazetelerde diğerlerinin ise yerel gazetelerde ilan edilmesini göstermektedir.

Kamu İhale Kanunu’ndaki gibi eşik değerler mantığı ile hazırlanmış ve Yüce Meclis’in uygun göreceği metin tartışmaya açık olabilecek inisiyatifleri engellemiş ve objektif kriterler üzerinden şeffaf bir uygulamayı ortaya koymuş olacaktır. Yazımız ekinde Basın İlan Kurumu’nda da tartışarak oluşturduğumuz karşılaştırmalı metin yer almaktadır. Metinde de görüleceği üzere gazetelerin yazılı nüshalarında hem internet sitelerinde hem de BİK’in resmi ilan portalında ilanların yayınlanması öngörülmektedir.

Eminiz ki bu yaklaşım meseleyi tek boyutlu ele almaktan uzak, tüm yönleri ile ortaya koyan, Adalet Bürokrasisi’nin beklentilerine de cevap verebilecek her şeyden önemlisi demokrasimizin sağlıklı işlemesine hizmet edecek, basın sektörünü kamu hizmeti üretecek şekilde yaşatacak bir yaklaşımdır.

 

RESMİ İLANLAR VE YAŞANAN SORUNLAR

Ülkemizde, Basın İlan Kurumu (BİK) Mevzuatı çerçevesinde resmi ilan ve reklam alan 1.089 gazete vardır. Bunlardan yerel olanlarının 646 tanesi kurum şubesi bulunan yerlerde, 397 tanesi valilik görev alanında yayın yapmaktadır. 10 bölgesel gazetenin yanı sıra 36 adet de yaygın gazete mevcuttur.

Bu gazetelerin asgari kadrolarında halen 8 bin 683’i fikir işçisi olmak üzere dağıtım, baskı, büro işçileri ile birlikte yaklaşık 15 binden fazla kişi istihdam edilmektedir.

Ancak günümüzde özellikle yerel basınımızın bağışıklık sistemi çökmüş durumdadır. Her an hayatiyeti sona erebilir. Ülkemizin içinde bulunduğu ekonomik sıkıntılar basın sektöründe iki-üç kat daha fazla yaşanmaktadır. Şöyle ki;

1-Dünya piyasalarından Çin’in kâğıt çekmesi nedeni ile 600 dolar /tonluk rakam 900 dolar/tona çıkmıştır. Döviz fiyatı ise iki misline yakın artmıştır. Diğer önemli girdiler olan boya, kalıp vb. çoğunlukla dışa bağımlıdır. Böylece girdi maliyetleri tolere edilemeyecek seviyede yükselmiştir.

2-Asgari ücrette ciddi artış meydana gelmiştir.

3-Ekonomik durgunluk nedeni ile işletmeler reklam harcamalarında kısıntıya gitmiştir. Bu da özellikle yerel gazetelerin reklam ve satış gelirlerini olumsuz etkilemiştir.

4- 15 Temmuz darbe girişiminin etkisi ile resmi kurumlar, (istisna olması gereken) davet usulü alımları alışkanlık haline getirmiş, ilana çıkmamaya başlamıştır. Bununla birlikte; acil alım, işlerin birleştirilmesi ya da parçalanması yöntemleri ile ilandan kaçınılmaktadır. Böylece yerel gazeteler ilan kayıpları yaşamakla birlikte rekabet şartları daralmakta, alenilik ilkesi zedelenmektedir. Hem BİK Kanunu, hem Kamu İhale Mevzuatı’na aykırı işlem yapılmakta, hem de kamu yararı ilkesi yara almaktadır. Resmi ilanların gazetelerde yayınlanmasını yük gören anlayış giderek istisnadan yerleşik kural haline gelmektedir.

5- 15 Temmuz darbe girişimi sonrası radyo ve televizyonların RTÜK paylarında indirime gidilmesine karşın 2 yıla yakın resmi ilan fiyat tarifesinde artışa gidilmemiştir.

Bu süreçte BİK Genel Kurulu, zamanında aldığı tedbirlerle (sayfa sayısında azalma, satış rakamlarında düşme gibi) gazeteleri kısmen rahatlatmıştır. Ancak bu tedbirlerin yanı sıra köklü adımlara ihtiyaç olduğu muhakkaktır.

 

BASIN MESLEĞİNDE KURUMSAL YAPILANMA SORUNU              

Bilindiği gibi 5311 Sayılı Basın Birliği Yasası, 28 Haziran 1938 günü yayınlanarak yürürlüğe girmişti.  Türk basınına “oda” düzenini getirmek üzere çıkarılan Basın Birliği Yasası, sadece 8 yıl yürürlükte kaldı. Gerek şube kongrelerinin zamanında yapılamaması, gerekse pek çok bölgede gazete sahiplerinin toplantılara katılıp, kurulan komisyonlarda görev almaması nedeniyle sadece Anadolu Ajansı’nda uygulanabildi. Sonra politik çekişmeler ortaya çıktı ve mesleği yerine getirmek için Birliğe zorunlu üye olmayı gerektiren yasa 18 Haziran 1946’da yürürlükten kaldırıldı.

Öncelikli hedef, 1953 yılında kabul edilen Türk Tabipleri Birliği Yasası veya 1969 yılında yürürlüğe giren Avukatlık Kanunu gibi gazetecilik mesleğini ve bu mesleği kimlerin yapabileceğini düzenleyen “Basın Birliği Yasası”nın, teknolojik gelişmeler de göz önüne alınarak günümüz koşullarına uygun olarak yeniden çıkarılmasıdır.

Bunun yapılabilmesi ancak gazetecilerin örgütleri aracılığıyla tartışmalarına ve karşılaşılabilecek sorunların çözümü için ortak görüş oluşturmalarına bağlıdır.  Bu kapsamda siyasetçiler, bürokratlar, hukukçular ve Türkiye Gazeteciler Konfederasyonu’nun temsilcilerinin katılımıyla çalışma grupları oluşturularak kanun teklifi hazırlanmasını ve Basın Birliği Yasası’nın ülkemize kazandırılması hedefleniyor.

 

BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ

Sektörümüzde yaşadığımız en önemli sorunumuz, darbe dönemlerinden bu yana değişmeyen Türk Ceza Kanunu’nda ve Terörle Mücadele Yasası’nda yer alan basın özgürlüğünün kısıtlayıcı maddelerdir.

İfade ve basın özgürlüğü demokrasinin olmazsa olmazıdır ve Türkiye’de demokratik yaşamın temel sorunu ne yazık ki basın ve ifade özgürlüğüdür. Halkın haber alma hürriyetinin işlerliği için, basın ve ifade özgürlüğü temel gerekliliktir. 

Özellikle son on yılda Avrupa Birliği uyum süreciyle başlayan yargı reformu kapsamında, hukuk ve ceza alanındaki temel kanunlarda değişiklikler yapılsa da, ifade ve basın özgürlüğü alanını kapsayan değişiklikler dilediğimiz düzeyde olmamıştır.

Demokratikleşme ve temel hak ve özgürlüklerin gelişmesi bakımından bu güne kadar yapılan tüm bu düzenleme ve iyileştirmelere rağmen ifade ve basın özgürlüğü konusunda hala mevzuattan ve uygulamadan kaynaklanan sorunlar yaşanmaktadır.

Mevzuattan kaynaklanan sorunlar yapılan düzenlemelerle zaman içerisinde kolaylıkla giderilebilir. Fakat ifade ve basın özgürlüğü sorunu başta yönetim, yargı ve toplum zihniyeti olmak üzere çok boyutlu bir yaklaşım ve değişimle çözümlenebilir.

Türkiye Gazeteciler Konfederasyonu olarak, Türkiye’de insanımıza herhangi bir baskı ve müdahaleye maruz kalmadan, kendini meşru bir şekilde ifade edebilme hakkının evrensel ölçülerde tanınması ve sorunsuz bir şekilde uygulanması, toplumsal barış, hoşgörü, uzlaşı, ifade ve basın özgürlüğünün sorun olmaktan çıkması için yoğun çaba harcamaktayız.

 

INTERNET BASINI / YASASI

Teknolojinin hızla gelişimi ve internet ağının hemen hemen her noktaya ulaşması ile birlikte, internet haberciliği büyük bir gelişim göstermiştir.

Sektörde istihdam sağlayan ve gazete ve televizyonlarla eşdeğer habercilik yapan kurumsal internet haber sitelerinin yanında, internet deyimiyle “kopyala yapıştır” kolaycılığından öteye gitmeyen haber siteleri yer almaktadır.

Yasal boşluktan kaynaklanan sorunlar, her geçen gün daha da artmaktadır. İnternet medyasının gerek yayıncılık, gerekse BİK yardımları konusunda düzenlemeye ihtiyacı vardır. İstihdam sağlayan, gerçek anlamda habercilik yapan ve kurumsallaşan internet haber siteleri, Basın İlan Kurumu’ndan ek kaynak bulunarak desteklenmelidir. Bu kurumlarda habercilik yapan meslektaşlarımız da yeni düzenleme yapılarak gazeteci sayılmalıdır.

 

TELEVİZYON YAYINCILIĞI VE SORUNLARI

Gazeteler, radyolar, haber siteleri gibi televizyonlar da sorumlu yayıncılık anlayışı ile yayın yapmak için gayret göstermeli, doğruyu olduğu gibi yansıtmalıdır.  Bu kapsamda Türkiye genelinde yerel, bölgesel ve yaygın yayın yapan televizyon kanallarının ortak sıkıntısı Turksat’a ödenen yayın ücretleri, RTÜK’e ödenen ücretler gibi diğer yayın mecralarında olmayan ücretlendirmeler nedeniyle girdi maliyetlerinin artmasıdır. Özellikle yerel ve bölgesel yayın yapan televizyon kanalları büyük bir borç yükü altında kalmıştır.

RTÜK Yasası günümüz koşullarına göre yeniden ele alınmalıdır.

BASINDA ÇALIŞMA KOŞULLARI

Öte yandan, gazetecilik mesleğinin özellikleri, çalışma koşullarının zorlukları, toplumsal işlevi, kamuoyu oluşturma gibi önemli bir hizmet görmesi ve bunu doğru ve kamuoyu yararına yapacak imkân ve güce sahip olabilmesi, kendine özgü özel bir yasal düzenlemeye ihtiyaç gösterdiğinden ”5953 sayılı kanun” çıkarılmıştır.

5953 Sayılı Basın Mesleğinde Çalışanlarla Çalıştıranlar Arasındaki Münasebetlerin Tanzimi Hakkında Kanun kısa adı ile Basın İş Kanunu olarak da bilinir. Basın işkolunda “gazeteci” olarak çalışan kişiler ve işverenleri arasındaki ilişkiler ve çalışma koşulları Basın İş Kanunu ile düzenlenmiştir.

5953 Sayılı Basın İş Kanunu, Türkiye'de yayımlanan gazete ve süreli yayınlar ile haber ve fotoğraf ajanslarında fikir ve sanat işlerinde çalışan, 4857 Sayılı Kanun'daki işçi tarifinin dışında kalan meslektaşlarımıza ve bu meslektaşlarımızın işverenlerine uygulanmaktadır.

Yaklaşık 60 yıl önce, 20 Haziran 1952'de yayımlanarak yürürlüğe giren 5953 sayılı kanunda, 1961 yılında kapsamlı bir değişikliğe gidilerek meslektaşlarımıza önemli kazanımlar sağlanmıştır. Yıpranma hakkından yıllık izinlere, tazminat hakkından fazla mesaiye kadar geniş bir yelpazedeki bu kazanımlar, aradan geçen süre içerinden bir bir değiştirilmiş ve birçoğu geri alınmıştır.

Bu yasanın günümüz koşullarına uygun olarak yeniden düzenlenmesi sadece gazetecilerin değil, toplumumuzun bir ihtiyacı haline gelmiştir. Konfederasyonun bir diğer önceliği “5953 Sayılı Basın Mesleğinde Çalışanlarla Çalıştıranlar Arasındaki Münasebetlerin Tanzimi Hakkında Kanun”un yeniden ele alınarak, elektronik medyayı da kapsayacak şekilde düzenlenmesi olmuştur.

 

ACİL BEKLENTİLERİMİZ

1- Kanun teklifi hazırlanarak Gazetecilik Meslek Yasası ülkemize kazandırılmalıdır.

2- Türk Ceza Kanunu’nda ve bazı kanun ile yönetmeliklerde yer alan basın özgürlüğünü kısıtlayıcı maddeler günümüz koşulları göz önüne alınarak değişmelidir.

3-Resmi ilanları yük gören bürokratik anlayışın yerine, sağduyulu yaklaşımla ülke menfaatlerinin hâkim olacağı bir bakış açısı hayata geçmelidir

4-Sektörümüzde yaygınlaşmakta olan tekelci yaklaşım her şeyden önce siyaset kurumuna zarar vermektedir. Bu husus acilen gözden geçirilerek tedbir alınmalıdır.

5-Dünyanın her yerinde egemen devletler basınla aralarında irtibat kurarlar. Millilik ve yerlilik açısından bu vazgeçilmez bir stratejidir. Bu faaliyet alanı milli güvenlik, milli eğitim ve ulaştırma gibi bir kamu hizmet alanıdır. Sistemi sağlıklı olarak işler hale getirecek yöntemler sektör temsilcileriyle de görüşülerek üretilmelidir.

6- Yazılı basın, radyo televizyonlar ile internet mecrasını bir bütün olarak ele alan, Düzenleme-Denetleme-Destekleme ayaklarını içeren bir sistem kurulmalıdır. Bunun için vakit geçirmeden internet yasası çıkarılmalıdır. Aksi halde şantajcı, yalancı, baskıcı kişiler mesleğimizin onuru zedelemekte, meslek mensubu olmamalarına rağmen ortalıkta dolaşmaktadır.

7- Basın için Acil Destek Paketi çıkarılmalıdır. Pakette doğrudan desteklerin dışında Hazine, İŞKUR, KOSGEB ve kalkınma ajansları destekleri “konfeksiyon” değil “terzi usulü” hazırlanmalıdır.

8- Taslak halinde olan Yargı Reformu Paketi’nden icra ilanlarının gazetelerde yayının kaldırmayı öngören değişiklik yerine Kamu İhale Mevzuatı’ndaki gibi eşik değerler sistemi getiren ve icralardaki gri alanları şeffaflaştıran gazetelerde yayın mekanizmasına geçilmelidir.

9- Doğrudan alım, acil alım, ilandan kaçınmak için işleri birleştirme ya da ayırma gibi yöntemlerden vazgeçilmesi konusunda gerekli tedbirler alınmalıdır.

10- Basın Kartları Yönetmeliği’nin aksayan yönleri sektörün de görüşleri alınmak sureti ile giderilmelidir. Basın Kartları Komisyonu’nu, meslek temsilcilerinin yer aldığı bir yapıya kavuşturulmalıdır.

11- Bir yılı aşkın süredir basın kartı alma hakkına sahip oldukları halde alamayan meslektaşlarımızın haklarının iadesi sağlanmalıdır.’

 

 




Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın
ÖZGÜR BASIN